Kayıtlar

Temmuz, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Zamanın Hafızası: Şem Dağı

Oturdum Şem Dağı’nın o vakur göğsünde; zamanın, sırrını toprağın koynuna emanet ettiği o mukaddes eşikte, dedem Mehmet’in başucuna… Mezarının başına...  ​Bir elim mezar taşının asırlık soğukluğunda, bir elim göğsümde vuran kendi asri nabzımın atışında. İki zaman arasında sıkışmış bir seyyah gibi, önce kendi muhtaç ruhuma seslendim; sonra benden kopup yarınların meçhul ufkuna savrulacak olanlara… Sere serpe büyüyen çocukların dallarından doğacak, henüz bu fani toprağa ayak basmamış, toprağın tozunu yutmamış o müstakbel nesillere… ​Tam o an, hafızamın dehlizlerinde kabuk bağlamamış bir yaranın sızısı peyda oldu. Bir dost eliyle, ansızın vurulurken, uğradığı hıyanetin utancından yüzünü bir su kaynağına düşüren o kadim anlatı düştü kalbime… Sırtından yediği darbenin acısından değil, o hain darbeyi indiren elin bir zamanlar "dost" sayılmasının verdiği o tarifsiz, o kahredici hicapla eğilmişti boynu. Kendisini vuran elin çirkinliğini, sadakatsizliğin o karanlık çehresini görmemek i...