Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Vitrinlerin İhtişamı, Heybelerin Boşluğu: "Ben"in Gölgesinde Yiten "Biz"

Her sabah gözlerimizi muazzam bir dünyaya açıyor, her güne büyük ve parıltılı yaşam hedefleriyle koyuluyoruz. Kelimelerimizi özenle seçiyor, zarif görünmeye çalışıyor ve etrafımıza durmadan "güzelliği" vaaz ediyoruz. Dışarıdan bakıldığında parmakla gösterilecek kadar kusursuz, bir o kadar da göz alıcıyız. Fakat bu ışıltılı vitrinin arkasına geçtiğimizde, ruhumuzu sinsi bir sarmaşık gibi kuşatan, bizi her geçen gün daha da içine çeken derin bir samimiyetsizlikle —modern bir münafıklıkla— yüzleşiyoruz. Kendi eksiklerimizi görmezden gelip kendimizi adeta kutsarken, başkalarının kusurlarını yerin dibine batırmak için acımasızca yarışıyoruz. Tüketiyoruz; hem de sınır tanımadan. Nefesi, zamanı, canı ve en acısı da insanlığı tüketiyoruz. Ancak iş üretmeye geldiğinde adımlarımızı hep geri çekiyoruz. Dünyanın karanlığından şikayet etmeyi bir konfor alanı haline getirmişiz; oysa karanlığa sövmekten vazgeçip de bir mum yakmaya yanaşmıyoruz. Çuvaldızı başkasına saplarken son derece fütur...

YATAĞINI ARAYAN NEHİR: BİR MEDENİYET MUHASEBESİ

​Asırlardır delice çağlıyoruz; derelerden ırmaklara, oradan denizlere akıyoruz ama bir türlü kendimize akamadık. İnsanlığı kurtarmak adına savaştık; can verdik, can aldık. Ancak günün sonunda bir papatya misali "seviyor-sevmiyor" falına kurban edildik. Asırlar boyu yıkımlar yaşadık, harabelere mahkûm edildik ama yine de aklımızı başımıza devşirmedik. Kırk defa aynı delikten ısırıldık; kırk birincisinde yine aynı deliğe canımızı siper ettik. Bencil duygularla kendimizi dünyaya ispatlamaya çalışırken, benliğimizi kaybetme noktasına geldik. ​Gül mevsiminde çiçeklerimizi, başkalarının koklamasına terk eyledik. Yıllarca kendi varlığımızı yegâne değer gördük, vitrinlerimizin süsüne methiyeler düzdük. Ne zaman ki o vitrinler kırıldı, işte o zaman süslerin bizi aldattığını fark ettik. Ama iş işten geçmişti. Kendimize dönüş yolunu bulamadık; hep geride bıraktıklarımıza bakakaldık. Gayemizden saptık ama yine de "Hey gidi günler!" demekle yetindik. Eksikliğimizi sorgulayaca...