Kayıtlar

Ocak, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

şaşkın

Kılçadırda doğup, rezidansı beğenmeyen şaşkın Yüksekliği görünce, herkesi küçük görür sapkın Kültürü bilmez, Ümrandan uzak medeniyetsiz Frenke hayran, kendi medeniyetini bilmez  Âlemi bilmez, kendisini kalemin babası sanıyor Karaladığı her sayfayı, zifiri ve ziyan ediyor Öve öve bitirmez, kendi olmayan maharetini Maskaralık ile kazanmış, her türlü servetini Yol bilmez ,engin bilgisi ile iz sürer kendince Bilgeliğe bürünür her daim, halka görününce Kara kutu gibidir, kimseye dost, yaren değildir Selam verirken bile, yarını ve menfaati içindir Yüksel DARĞIN

Gidenin ardından...

Baygın gözlerle bakmayı severdi her zaman. Bazen alaycı o gözler, bazen sahici, bazen de anlamak için bakardı. Annesinden almıştı sanki gözlerini,  babasından almıştı asaletini. Bir köyün soğuk dağlarında doğmuştu,  ama sıcak bir dünyayı anlatırdı siması.  Gülerken hep bir  kadının yetim evladı olduğunu unutmadı.  Yetimdi ama asalet yuva yapmıştı her yanında.            Bir dağın eteğinde doğan bir çocuktu, O dağın taşlarından öğrendi yokluğu, varlığı ve bilgeliği.  Bir yatılı okulda ABC derken, ilk "Salih" yazmayı öğrendi. "Salih" yazarken sahil'e kavuşmaktı amacı; öğrendikleri ile şartlar ne sahil'e nede sılaya götürecek imkâna sahip değildi.                                 Annesine duygularını yazdığı mektubu götürecek bir posta hizmeti yoktu. Kendisi her gece melekler ile yolardı annesine duygularını. Gitmek isterdi...